Wednesday, May 12, 2010

Amerika Batı Yakası Gezisi 1 - Grand Canyon 1. gün

Dün itibariyle Batı Yakası gezimiz başlamış bulunuyordu. Bugün ise blogumu kurdum ve kayıt düşmeye başlıyorum. Dün Pittsburgh'den yola çıkarak Charlotte ve Phoenix aktarmalarıyla Flagstaff'e vardık. Flagstaff Grand Canyon'un güney kenarına 75 mil mesafede (sanırım?) ufak bir kasaba. Phoenix ile Flagstaff arasını pervaneli bir uçağın içinde barlarda hazırlanan kokteyller gibi sallanarak geçirdik, indiğimizde toprağı öptük. Charlotte - Phoenix arası uçuşta uçak penceresinden çektiğimiz fotoğrafların birkaçı:






Bu fotoğraflar tam nereye ait bilmiyorum, ama bunları çektiğimizde uçuşun bitmesine çok bir şey kalmamıştı. Bu durumda bu fotoğraflar ya New Mexico ya da Arizona'ya ait olmalı.

Flagstaff Amerika'nın bağrında küçük tefek bir kasaba. Bugün baktık da 1882'de kurulmuş. Bu avuç içi kadar kasabanın bile saray yavrusu gibi Barnes & Noble'ı var (müzeleri, kütüphaneleri saymadım bile). İlginç bir şekilde Afrika kökenli Amerikalılar yok denecek kadar azlar. Onların boşluğunu Hispanikler ve yerli Amerikalılar dolduruyor. Afrika kökenli Amerikalılar olmayınca BEV (Black English Vernacular, yani hani şu siyahların konuştuğu anlaşılması güç İngilizce diyalekti) de yok, herkes son derece standart bir İngilizce konuşuyor. İki seneden sonra bu benim kulaklarımda ufak bir şok etkisi yaptı, kendimi adeta Oxford'da hissettim. Neyse efendim, Grand Canyon'a yakın olmasının yanısıra Lowell Gözlemevi ve Meteor Krateri de buralarda. Lowell Gözlemevi 1930 yılında Plüton'un keşfedildiği gözlemevi, meteor krateri de vaktinde dünyaya çarpmış dev bir göktaşının açtığı 1 mil genişliğinde 600 ayak derinliğinde bir çukur. Bir de Route 66 mı ne, öyle bir yol var burada; tarihiymiş, pek meşhurmuş sanırsam. Hal böyle olunca turistik aktivite bir hayli fazla, ahali de bacasız sanayiden yolunu buluyor zannımca. Bu kadar küçük bir kasabada her türlü lokantanın (Thai, Meksika, İrlanda vs.) olmasını da buna bağlıyorum. Buranın Meksika'ya yakınlığı ve Hispanik karakteri sebebiyle Meksika lokantalarının başarılı olabileceğini düşünerek daldık bir Meksika lokantasından içeri. Hakikaten de beklentilerimiz boşa çıkmadı, gördüğüm en renkli Meksika lokantasıydı. İşte San Felipe's Cantina'dan birkaç görüntü:







Video da çekmiştim ama şu an teknik sebeplerden dolayı yükleyemiyorum. Daha sonra bu blogu edit etme şansım olursa onu da koyarım. Şu da yediğimiz yemeğin fotoğrafı:



Soldaki Tekila ve limon suyunda terbiye edilip sarımsaklı tereyağında pişirilmiş karides (tadı açıklaması kadar afilli değildi), sağdaki biraya bulanarak kızartılmış istiridye. Yanına da şu an ismini hatırlayamadığım limonlu bir Meksika birası çaktık.

Flagstaff civarı tipik Kuzey Arizona ve Colorado karakteristiği sergiliyor: Ya bozkır, ya da çam ormanı. Kızılcahamam - Sivas kırması gibi bir bitki örtüsü düşünün. Acaip kar yağıyormuş, bu yıl toplam 200 inç kar yağmış. Güneş çok güzel ısıtıyor ama dondurucu bır ayaz esiyor. Flagstaff hakkında bu kadar. Çektiğimiz bir video da vardı ama yine teknik sebepler (maalesef). Onun yerine şu fotoğrafla idare edeceksiniz:


No comments:

Post a Comment